Kelimeler: bulup

Bulup kelimesi cümle içinde nasıl kullanılır?


1. Diye sorar ve buna kandırıcı bir cevap bulup veremezdi.


2. Al öyleyse, ben de seni bulup malını geri vermeye geldim.


3. Sabahları kuşluk vaktine kadar yataktan çıkmaz, türlü mahna bulup beni çağırtırdı.


4. Geceleri tertip edilen bu âlemlere şimdi Kaymakamm bulup getirdiği birkaç çalgıcı ile candarma bölük kumandanı Kadri Efendi de iştirake başlamıştı.


5. Hiçbir iş tutmayan ve boşta gezen bu evlatlığa yüz suyu dökmektense, aslan gibi bir damat bulup köşeye kurulmak herhalde çok daha akıllı işiydi.


6. Benim babam bir şeycikler bilmezdi ama, evinde sözü senden çok geçerdi, dedi ve usulca, mahrem bir tavırla ilave etti: Şu Şahinde anam sabahacak envek gibi dırlanır durur da bir yolunu bulup onu bile susturamazsın; ne edeyim ben senin okumanı?


7. Bu vaziyetten en çok sıkılan ve ne olduğunu, ne olacağını bir türlü anlayamayan Muazzez, her sabah ve her akşam Yusufu tek başına bulup konuşmaya karar veriyor, fakat bazen cesaretsizliği, bazen de Yusufun yorgunluktan bitkin bir halde eve gelip derhal yatağa girişi yüzünden bunu bir türlü yapamıyordu.