Kelimeler: akşam

Akşam kelimesi cümle içinde nasıl kullanılır?


21. Fakat bir akşam, Şakir Beyler yanlarında uzun boylu, sarışın bir adamla birlikte geldiler.


22. Çok kere akşam üzerleri hükümete gidip babasını aşağıda bekliyor ve onunla beraber eve dönüyordu.


23. Yusuf un çehresi bu anda aynen o akşam kendisine anladım dediği zamanki ifadeyi almıştı.


24. Mahallenin en kibar çocukları bile her akşam evin içecek suyunu buradan temin ile mükellef idiler.


25. Muazzez o akşam, bilinmez bir hissin tesiri altında, kocasının boynuna sarılarak: Yusuf, ben senden korkuyorum!


26. Akşam üzeri Aşağıçarşıdan geçerken uzun zamandan beri görmediği Hacı Rifatın İhsana rastladı ve ondan akıl sordu.


27. Nihayet bir gün Salâhattin Bey, işi Yusufa açtı; bir akşam yemeğinden sonra onu bir kenara çekerek:


28. Kübra, başından geçenleri anlattığı gün, akşam üzerine doğru, Yusuf, evden çıkmış, Şerif Ağanın oğlu Alinin dükkânına gitmişti.


29. Akşam üzerine doğru çıkan ve denizden gelen rüzgâr hiç artmamış olduğu halde, şimdi gündüzkünden daha çok belli idi.


30. Herkes tarlalarda, bağlarda, Cennetayağında, Arkbaşlarında, ayva bahçelerinde vakit geçiriyor ve rutubetli bir sıcaktan boğulan kasabaya akşam üzeri dönüyordu.


31. Fakat bu akşam birkaç parçasını gözden geçirdiği kıraat kitabı da onu sıktı ve tekrar mindere oturarak kafesli pencereden dışarı bakmaya başladı.


32. Akşam üzerleri yalnız başına evde otururken, sokaktan her geçenin ayak sesiyle yerinden hoplar, kapının çalınmasını ve soluk yüzüyle babasının içeri girmesini beklerdi.


33. O gece takibe çıkıp muhtelif semtlere dağılan altı candarma, ilk iş olarak, kasabaya yarımşar, birer saatlik köylerde güzel bir akşam yemeği yediler.


34. Öğle üzeri Kurşunlu Camide İbradalı Salim Hocanın vaazları dinlenir, ikindi mukabeleleri kaçırılmaz, akşam üzeri de gözler ve kulaklar tepeden atılacak topa dikilirdi.


35. Bu kafileyi akşam üzeri yorgun argın, kuzuların ipine sarılan bir demet ot omuzlarda, uzun ve taze kesilmiş değnekler elde kasabaya giderken görmek ömür olurdu.


36. Bir müddet sonra bu ziyaretler yalnız kadınlar arasında kalmaktan çıktı, evvela Hilmi Bey, sonra Şakir, akşam yemeklerini hanımın davetlisi olan bu anakızla birlikte yemeğe başladılar.


37. O gün akşam üzeri Ayvalıka varan candarma, yolun yarısında at üstünde uyumuş, diğer zamanlarda da silahını ensesine koyup ellerini iki tarafından geçirerek memleket türküleri tutturmuştu.


38. Bir akşam, gene başlamak üzere olan bir mükâlemeyi kesmek için, sert sert cevaplar verirken birdenbire elini uzatarak Muazzezin yanağını okşamış, Muazzez bu elin sıtmalı gibi titrediğini farketmişti.


39. Buna rağmen her ikisinin de gözleri karşı mindere, Salâhattin Beyin her akşam yemekten sonra oturup eski kitapları karıştırdığı köşeye gidince, ikisi de başlarını önlerine eğerek dakikalarca susuyorlardı.


40. Akşam serinliğinde ihtiyar ağarın dalları, irili ufaklı çocuklarla dolar, geniş ve yeşil yaprakların arasından kâh aşağı doğru sallanan bir bacak, kâh başka bir dala uzanmaya çalışan bir kol görünürdü.